May 28, 2010

My Theory about The Fun Theory.

video


Volkswagen'in The Fun Theory kampanyası büyük ses getirdi. DDB Stockholm'e ait olan kampanya, son dönemin dünya çapında en çok paylaşılan videolarından.

Tahmin edersiniz ki bu yazıyı, kampanyayı size anlatmak ya da övmek üzere yazmıyorum. Zaten eminim ki hepiniz çoktan izlediniz. Ve "like" etmeyi ihmal etmediniz. Benim nacizhane bir kaç eleştirim olacak:)

Kampanyadaki mecra uygulamalarının ne kadar başarılı ve ne kadar yaratıcı olduklarını söylememe gerek yok. Hepsi çok akıllıca. Fakat esas meselemiz VW'nin BlueMotion teknolojisi değil miydi?

Uygulamaların hepsi sosyal deney niteliğinde. Ve hepsi VW'nin teorisini kanıtlıyor. İnsanlar normalde yapmadıkları "iyi" şeyleri, o "iyi" şeyler eğlenceli olduğunda yapıyor. Aranızda bu sonuca şaşıran var mı? Kampanya bu ilginç olmayan gerçeği sadece yaratıcı bir şekilde bize yeniden kanıtlıyor. Hem de marka ismi neredeyse hiç telafuz edilmeden.

Aslında kampanya uzun vadede "iyi" şeylerin de eğlenceli olabileceğine bizleri ikna edip yeni nesil çevreci motorlarla ilgili önyargıları kırarak, onların da eğlenceli olabileceğini inanmamızı istiyor.

Ölme eşşeğim ölme. Sen önce bu tutumu değiştirceksin, ardından bunu BlueMotion ve VW ile bağdaştırıcaksın. Sonra da tüketicinin aslında "sıkıcı" bulunan yeni nesil çevreci motorları "eğlenceli" olarak algılamasını ve davranış değiştirmesini bekleyeceksin

Bence bu iş VW'nin ancak sosyal sorumluluğu olabilir.

Eğer VW'nin, BlueMotion ile sürüşü gerçekten eğlenceli hale getirmeyi başaracak bir projesi varsa hiç bir sorun yok. Ama merdivenden piyano yapmak kadar parlak bir fikirleri yoksa işleri zor.

Deneyin de kanıtladığı gibi, "iyi" şeyler "gerçekten" eğlenceli olursa tercih ediliyor. Bakalım BlueMotion ne gibi gerçek eğlenceler sunacak?

0 yorum: